• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 20 °C
  • İzmir : 23 °C

Alzheimer Hastalığında Son Yıllardaki Gelişmeler

Prof.Dr.Kaynak Selekler

Her yılın Eylül ayı "Dünya Alzheimer Ayı" ve 21 Eylül , "Dünya Alzheimer Günü" dür. Her Eylül ayında Alzheimer hastalığı hakkında  farkındalığı arttırmak ve toplumu bilgilendirmek, bilinçlendirmek için çeşitli faaliyetlerde bulunulur.

Küresel olarak her 3 kişiden 2'si ülkelerinde bunama (demans) anlayışının çok az olduğuna veya hiç olmadığına inanıyor. Dünya Alzheimer Ayının etkisi artıyor, ancak demansı çevreleyen damgalama ve yanlış bilgilendirme, küresel bir sorun olmaya devam ediyor.

"Alzheimer’s Disease International" ın 2018 Dünya Alzheimer Raporuna göre, en korkulan hastalık Alzheimer. ABD’de 60 yaşından büyük kişilere “yakalanmaktan en çok korktukları hastalık” sorulduğunda Alzheimer hastalığı %35 oranla birinci,.kanser %23 oranla ikinci, felç %15 oranla üçüncü sırada bulunuyor. Amerika’da 3 yaşlıdan biri Alzheimer’den ölüyor.2000-2010 arasında Alzheimer’den ölenlerin sayısı % 68 artıyor. ABD'de Alzheimer meme kanseri ve prostat kanserinden daha fazla insan öldürüyor. Şimdi İngiltere ve Galler'de bir numaralı katil.

Dünyada her üç saniyede ik kere göz kırpıp açana kadar yeni bir olgu tanı alıyor.

İnsanlar, Alzheimer hastalığının ciddiyetini biliyor. Hastalıkla ilgili büyük endişe saptanıyor fakat inkâr, korku veya bilinmeyen faktörler, hastalıkla ilgili gerekli adımları atmayı engelliyor.

Dünyada 50 milyon demans hastası var. Güney Kore veya İspanya’nın büyüklüğündeki bir topluluk. Bunlardan yaklaşık üçte ikisi  bir demans türü olan Alzheimer hastası. Öbürleri diğer bunama tipleri. Bu topluluğun 2050 de yaklaşık 152 milyon kişiye yükselmesi muhtemel. Rusya veya Bangladeş’in nüfusu kadar.

Alzheimer hastalığı genetik faktörlerle çevresel etkenlerin birlikte rol aldığı karmaşık bir hastalık. Yaşlanma yanında, beyin-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, ve metabolik sendromla etkileşiyor. Beyinde nöron  (sinir hücresi) ve sinaps (sinir hücrelerinin bağlantı noktaları)  kaybı ve atrofi (doku kaybı) bu olayların sonucu olarak geri dönüşümsüz medyana çıkıyor. Klasik olarak hastalık belirtileri (semptomlar) 65 yaşından sonra başlıyor ve her beş senede bir, sıklığı iki katına çıkıyor. 85 yaşından sonra iki kişiden bir Alzheimer hastası.

Hastalığın ortaya çıkmasında baş suçlu olarak beta amiloid  toksik proteini gösterilmişse de, bu güne kadar beta amiloide karşı yapılan tedavilerden sonuç/yarar elde edilemedi. Beyinde diğer biriken ve sinaps kaybına neden olan toksik protein tau. 

Alzheimer hastalığı tarafsızdır, zengin, fakir, kadın, erkek, her ırk ve etnisitede bütün kişileri hastalandırır. Birçok devlet başkanları, başbakanlar, yazarlar, müzisyenler, sahne sanatçıları, komutanlar, öğretim üyeleri, sporcular her meslekten kişi hayatlarının son yıllarını bu acımasız hastalığın pençesinde geçirmiştir. Yaşlanma ile yakalanma riski artar ve ne kadar uzun yaşanırsa tutulma oranı çoğalır.

Alzheimer bir sağlık problemi olmaktan başka ekonomik bir sorun da. 2018'deki demansın dünya genelinde tahmini toplam maliyeti 1 trilyon ABD dolarıdır. Bu rakam 2030 yılına kadar 2 trilyon ABD dolarına yükselecek.

Alzheimer aynı zamanda sosyal bir problem.  Sadece hastayı değil, çocuklar, eş, kardeş vd. bütün aileyi etkileyen bir hastalık. ABD’de 15 milyon hasta yakını, hasta bakımını yükleniyor. Bu kişiler hastalarını yalnız bırakamadıklarından büyük bir fedakârlıkla işinden ayrılıyor, evden dışarı çıkamıyor, bütün vaktini hastasının problemleriyle uğraşarak geçiriyor. Zamanla bu hasta yakınlarında da ruhsal problemler ortaya çıkıyor.

Çok muhtemeldir ki, kanser, kalp/beyin damar hastalıklarının tedavilerindeki gelişmeler, ilerlemelerle önümüzdeki on yıllarda kanser ile kalp damar hastalıları ve beyin damar hastalıklarından ölümler azalacak. Bu hastalıklar tedavi edilebilir hale gelecek. Buna karşılık halen tedavisi olmayan ve yaşlılığın en korkunç hastalığı olan Alzheimer, eğer etkili bir tedavi bulunamazsa, gelecek yıllarda toplum için önemli sorun oluşturacak.

Alzheimer,  artık bütün dünyada sokaktaki sade vatandaşın bile bildiği bir hastalık. Hastalığa ismi verilen Alois Alzheimer 1864-1915 yıllarında yaşamış bir Alman nöropsikiyatristi ve patoloğu.

Alzheimer hastalığına neden olduğu düşünülen toksik proteinler (beta amiloid ve tau), bellek bozukluğu, unutkanlık  gibi hastalık belirtileri ortaya çıkmadan 15-20 yıl önce beyinde birikmeye başlıyor. “Klinik öncesi” (preklinik) Alzheimer denen bu sürede bu değişiklikleri, hasta hayatta iken, son yıllarda geliştirilen laboratuvar testleri ile ortaya koymak mümkün hale geldi. Başka bir ifade ile kimin 10-15sene sonra Alzheimer olacağını saptamak olası. PET, MR,  beyin-omurilik sıvısı incelemeleri ve genetik çalışmaları bu konuda kullanılan laboratuvar testleri. Bunlar pahalı metotlar. Halen bu testler sadece ilaçla tedavi araştırmalarında kullanılıyor. Ayrıca tükrük, koku, göz dibi ve kan muayeneleri gibi daha ucuz ve kolay yöntemlerle hastalığın erken teşhisi için yapılan çalışmalar var.

Artık, aynı kan şekeri  düzeyi ölçülüp diyabet tanısı konabildiği gibi, kan muayenesi ile Alzheimer tanısı konabilecek. Hatta bunu, unutkanlık gibi hafıza kusuru ortaya çıkmadan 10-15 sene önce de teşhis etmek mümkün olacak.

Ne yazık ki, Alzheimer hastalığını iyileştiren, kişiyi eski normal haline döndüren bir tedavi yok. Bugün kullanılan ilaçlar kısa bir süre kısmen faydalı olabilen fakat hastalığı tamamen durduran ilaçlar değil.  Alzheimer'e sebep olduğu ileri sürülen beta amiloid toksik proteinine karşı yapılan aşı ve ilaç çalışmaları hüsranla bitti. Milyonlarca dolar heba oldu. Bir kısım ilaç firmaları ilaç çalışmalarını durdurdu. Bilim insanları başarısızlığın nedenini,  ilaç denemesine, hastalık başlayıp beyinde harabiyet ilerledikten sonra yapılan tedavinin etkisiz olmasına bağladı.

Halen ilaç çalışmaları, hastalık başlamadan veya çok erken devredeki kişilerde yapılıyor. Bu bakımdan hastalığın klinik öncesi (preklinik dönemi) nde teşhis edilmesi önemli.

2017'nde yayımlanan bir makalede 105 farklı ilacın (drog) Alzheimer hastalığı tedavisinde denendiği bildirildi. Bir tedavi bulunulacağına dair umutlar devam ediyor.

İstatistikler batı ülkelerinde, toplumdaki yeni bunama olgusu sıklığının, son 20-30 yılda % 20 oranında azaldığını gösteriyor.Ayrıca, bunamanın başlangıç zamanının ABD'de,  85 yaş sonrasına kaydığına işaret ediyor. Bunun iki önemli sonucu olacak: (1) Kişiler beyinleri sağlıklı olarak, bunamadan önce daha uzun süre yaşayacak. (2) Bunamalı yaşam yılları kısalacak.

ABD'de elde edilen bu bulgular bütün dünyaya yaygınlaştırılamasa da, önümüzdeki yıllarda Türkiye'de de klasik olarak 65 yaşında başlayan Alzheimer hastalığının başlangıcının ileri yaşlara kayması olası.

Not: Yazı, yazarın "Bunamak İstemiyorsanız Zeki Kadınlarla Evlenin" kitabından ve "Alzheimer’s Disease International" ın 2018 Dünya Alzheimer Raporundan yararlanarak yazılmıştır.

 

Bu yazı toplam 674 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim