• BIST 86.072
  • Altın 251,730
  • Dolar 6,0742
  • Euro 6,8075
  • İstanbul : 18 °C
  • Ankara : 11 °C
  • İzmir : 18 °C

HAFIZA BOZUKLUKLARINI İYİLEŞTİREN YENİ YÖNTEMLER

Prof.Dr.Kaynak Selekler
 

İnsanlar yaşlandıkça hafızalarında zayıflama olur.Yeni bir laboratuvar çalışması, son derece zayıf bir elektrik akımı kullanarak beynin uyarılmasının (stimülasyon) bunu tersine çevirebileceğini ve yaşlanmakta olan zihinlere gençlik kazandırabileceğini söylüyor.

Araştırmacılar, 60 ila 76 yaş arası42 yaş üzerinde yetişkinleri test etti ve ayrı günlerde beyin stimülasyonu ile veya beyin stimülasyonu olmadan çalışma belleği işlemlerini yapmalarını istedi. 25 dakikalık aktif beyin stimülasyonunu alırken yaşlıların çalışma hafızası, aynı görevleri yapan 20-29 yaşlarındaki yetişkinlerle aynı seviyeye yükseldi.Araştırmacılar sonuçların, 20'li yaşlarındaki bir grup insanda görülen sonuçlarla da aynı olduğunu belirtti.

Bulgular, beyin fonksiyonundaki iyileşmelerin sol şakak ( temporal) ve ön alın (prefontal) kortekste artmış beyin dalgası etkileşimleriyle ilişkili olduğunu gösterdi.

Etki, beyin stimülasyonunun durmasından sonra en az 50 dakika sürdü.Araştırmacılar stimülasyonun ardından sadece 50 dakika boyunca beyin aktivitesini takip etmelerine rağmen, etkinin daha uzun sürebileceğini belirtti. Çünkü bazı kişilerde etkiler 50 dakikada başlangıç ​​seviyesine indiği halde, bazı kişilerde etki temel seviyelere inmedi.

Çalışma sonuçları sadece yaşa bağlı çalışma hafızasının azalması konusunda yeni bilgiler sağlamakla kalmıyor, ayrıca yaşa bağlı olumsuz etkilerin değişmez olmadığını da gösteriyor. Çok daha küçükken sahip olunan daha üstün çalışma belleği işlevi geri getirebilir.

Çalışma hafızası, insan düşünce sürecinin temel bir yapı taşı. Zihnin tezgahı veya zihnin eskiz defteri. İnsanların çıkarım yaptığı, sorunun çözüldüğü, planlama ve karar aldığı yer. Ne yazık ki, bu "kırılgan ve kıymetli bilişsel kaynak" yaşlandıkça azalıyor.

Beyin elektriksel dürtülerin ritmik dalgaları ile çalışır ve eğer bu dürtü ritimlerini kaybederse, düşünme yeteneği de düzensizleşebilir. Çalışmada düşük seviyede elektrik akımı neokortekse (beyin yarım kürelerinin en dış tabakası) ve beynin ön loblarına yönlendiriliyor. Bunlar çalışma hafızasında önemli bir rol oynayan beyin bölgeleri. Bizi insan olarak özel yapan şey, bu bölgeler. Elektrik stimülasyonu beyin dalgalarını, beynin farklı bölgeleri arasında senkronize etmeyi ve birlikte daha iyi iletişim kurmalarını ve birlikte çalışmalarını sağlıyor.

Elektrik stimülasyonu zaten Parkinsonlu hastalarda motor fonksiyonları geliştirmek için kullanılıyor. Bu nedenle bir kişinin düşünme ve akıl yürütme yeteneğini de artırabileceğini düşünme olasılığı var. Sonuçta, beyin beyindir, bazen istediğiniz çıktı doğru motor harekettir ve bazen çıktı bir hafıza testine doğru cevaptır."

Araştırmacılara göre bunun demansta işe yaraması mümkün.Ancak çok hevesli olmaya gerek yok. Çünkü tedavide kullanılmadan önce daha fazla araştırmaya ihtiyaç var.

Yorum: İnsanlar yaşlandıkça hafızalarında oluşan zayıflama, son derece zayıf bir elektrik akımı ile yapılan beynin uyarılmasıyla düzeltilebiliyor ve yaşlanmakta olan zihinlerde iyilik sağlayabiliyor. Ancak bunun insanlarda uygulanabilmesi için çok sayıda çalışma gerektiriyor.

Kaynak

https://consumer.healthday.com/cognitive-health-information-26/brain-health-news-80/brain-zap-might-rejuvenate-aging-memory-744761.html

Yaşa bağlı hafıza bozukluğunun nedeni

Her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmez. Nobel Ödülü sahibi Dr. Eric Kandel unutkan olmamızın kilit bir nedenini keşfetti. O buna “Yaşa Bağlı Hafıza Kaybı” diyor. Demansla ilgisi yok. Tamamen sağlıklı olduğumuzda bile olur. Neden? 

Çalışma, yaşa bağlı hafıza kaybının Alzheimer hastalığından farklı olduğuna dair daha doğrudan kanıt aramak için tasarlandı. Araştırmacılar ilkin, hepsi beyin hastası olmayan 33-88 yaşları arasındaki sekiz kişinin, beyindeki hafıza ile ilgili hipokampusun bir bölümü olan  dentat girus'undan otopsi sonrası alınan beyin hücrelerinin gen analizlerini yaptı.  Analizler dendat girus'ta  yaşlanma ile ilişkili olabilecek 17 aday gen tespit etti. En önemli değişiklikler, kalıtımsal özelliği yaşlanma ile birlikte sürekli olarak azalan "RbAp48" adlı bir gende meydana geldi.

Araştırmacılar, RbAp48'in yaşa bağlı hafıza kaybında aktif bir rol oynayıp oynamadığını belirlemek için fare çalışmalarına yöneldi. Gerçekten de, durum böyle oldu . Dendat girus'ta RbAp48 proteininde bir azalma meydana geldi.

Araştırmacılar genetik olarak RbAp48'i sağlıklı genç farelerin beyinlerinde önlediklerinde,yaşlı farelerde olduğu gibi aynı hafıza kaybını buldular.. RbAp48 engellemesi kapatıldığında, farelerin belleği normale döndü.

Araştırmacılar ayrıca, RbAp48'i baskılanmış farelere fonksiyonel MRG (fMRI) çalışmaları yaptılar ve dentat girus'ta, yaşlı fareler, maymunlar ve insanlardaki fMRI çalışmalarında görüldüğü gibi seçici bir etki buldular.

Başka bir deneyde, araştırmacılar viral gen transferini kullandılar ve yaşlı farelerin dentat girus'unda  RbAp48 bilgi akışını  arttırdılar. Bu, sadece farelerin hafıza testlerindeki performansını çoğaltmakla kalmayıp aynı zamanda performanslarını genç farelerinkiyle karşılaştırabilir duruma getirdi.

Çalışma, yaşa bağlı hafıza kaybının, Alzheimer’in dışında, başlı başına bir sendrom olduğunu gösteren güçlü kanıtlar sundu. "Belleğin moleküler temeli" konusundaki keşfi nedeniyle 2000 yılında Nobel Tıp Ödülü alan, Columbia Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacılarından Dr. Eric R. Kandel, "bellek bozukluklarının araştırılmasının, teşhis ve tedavi ile ilgili sonuçlarına ek olarak,  halk sağlığı açısından da önemli olduğunu" söylüyor.

Formun Altı

Her biri ayrı bir nöron popülasyonuna sahip, birbirine bağlı birkaç alt bölgeden oluşan hipokampus, hafızada hayati bir rol oynar. Araştırmalar, Alzheimer patolojisinin, hipokampusa giden ana giriş yollarını sağlayan bir beyin bölgesine( entorinal korteks'e) etki ederek hafızayı bozduğunu göstermişti. Başlangıçta yaşa bağlı hafıza kaybının Alzheimer’in erken bir tezahürü olduğu düşünülüyordu, ancak somut kanıtlar gösterdi ki bu farklı bir süreçtir.

Şimdiye kadar, hiç kimse, insanlarda yaşa bağlı hafıza kaybında yer alan spesifik molekül kusurlarını tespit edememişti.

 

Araştırmacılar,“farelerde yaşa bağlı hafıza kaybını tersine çevirebildiğimiz gerçeği çok cesaret verici. “Elbette, dentat girus'taki diğer değişikliklerin de bu tür hafıza kaybına katkıda bulunması mümkündür.  Fakat en azından, RbAp48 proteininin önemli bir faktör olduğunu ve yaşa bağlı hafıza kaybının bir tür nöronlardaki işlevsel bir değişiklikten kaynaklandığını gösterdik  Alzheimer’in aksine, yaşa bağlı hafıza bozukluğunda önemli bir nöron kaybı yoktu" diyor.

Araştırmacılar ayrıca, "bu bileşiklerin insanlarda işe yarayıp yaramayacağı bilinmiyor. Fakat asıl nokta, etkili müdahaleler geliştirmek için önce doğru hedefi bulmak zorundasınız.Şimdi iyi bir hedefimiz mevcut ve farelerde  farmasötikler , gıdalar veya fiziksel ve bilişsel egzersizler  gibi etkili olabilecek tedavi yöntemlerimiz  var. “Alzheimer’ın fare modellerinde yapılan ilaç denemelerinde elde edilen bulgular insanlarda aynı sonucu göstermemiştir. Ama bu farklı.Farede Alzheimer  doğal olarak oluşmaz. Burada, farede yaşa bağlı hafıza kaybına neden olduk ve bunun insan yaşlanmasına uygun olduğunu gösterdik. ”diye ekliyor.

Yorum: Konusu gereği açıklaması, tıbbi anlatım ve yorum içeren, yukarda özetlenen yazıda sonuç olarak "yaşa bağlı hafıza bozukluğunun" Alzheimer hastalığından farklı ve beynin hafıza ile ilgili  bölgesi hipokampus'un  dentas girusu'ndaki sinir hücrelerinde oluşan genetik değişikliklere bağlı olduğu iddia ediliyor. Eğer böyleyse, ileride genetik çalışmalarla  yaşa bağlı hafıza kusuru düzeltilebilecek.

Kaynak

http://www.alzheimersweekly.com/2013/09/age-related-memory-loss-has-nothing-to.html

 

Nar suyu yaşla ilgili hafıza bozukluğunu yavaşlatabiliyor.

Genetik ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olarak düşüş eğilimi olan  bireylerde hafıza, yaşlandıkça azalmaya devam ediyor. Yaşa bağlı hafıza kaybı için hastalığı değiştiren tedaviler yok.

Dünyadaki tüm Alzheimer Hastalığı vakalarının yarısında potansiyel olarak yedi ana risk faktörü var: depresyon / stres, obezite, hipertansiyon, diyabet, fiziksel hareketsizlik, sigara ve düşük eğitim / bilişsel hareketsizlik. Bazı çalışmalar yaşam tarzı faktörlerinin genetik faktörlerden daha önemli olduğunu ve bu ana alanlardan birinin beslenme olduğunu gösteriyor.

Nar araştırmaları bir süredir devam ediyor. Nar ve diğer meyvelerin hafıza üzerinde olumlu etkisi, hayvan çalışmaları ile başladı.

Los Angeles, California Universitesi Tıp Fakültesinden Dr. Small ve meslektaşları 2013 yılında, normal veya hafif bilişsel bozukluğu olan 32 katılımcıda (orta yaşlı veya yaşlı) yapılan çift kör bir nar suyu çalışması yayınladı. Katılımcılara rastgele nar suyu veya plasebo içilirdi.

Araştırmayı tamamlayan 28 birey arasında, meyve suyu içenlerde görsel hafıza gelişti. Bu katılımcılarda fonksiyonel MRG, görsel belleği kontrol eden sinir devrelerinde aktivasyon  gösterdi. Bu sonuçlar cesaret verici olsa da, çalışma nispeten küçüktü ve sadece bir ay boyunca devam etti. Araştırıcılar, bunu daha iyi anlamak için ardından başka bir çalışma planladı.

Yeni çalışma da randomize, çift kör bir tasarıma sahipti, fakat daha büyüktü (261 katılımcı katıldı) ve süresi  daha uzundu (1 yıl boyunca devam etti). Katılımcılar 50-75 yaşları arasındaydı (ortalama yaş, yaklaşık 60) ve üçte ikisi kadındı.  Katılımcılara rastgele olarak her gün 235 cc nar suyu ya da nar suyuna benzeyen ancak hiçbir polifenol içermeyen bir içecek (plasebo grubu)  içirildi.

Araştırmacılar iki ana sonuç ölçüsüne baktılar: Yenilenmiş Kısa Görsel-Mekansal HafızaTesti (Brief Visuospatial Memory Test–Revised- BVMT-R)

 ve Buschke Seçmeli Hatırlatma Testi (Buschke Selective Reminding Test-SRT).

Çalışmanın erken sonuçları, 12 aydan uzun bir süredir nar suyu alan grubun, plasebo içeceği alanlara kıyasla, "Görsel-Mekansal HafızaTesti" (BVMT-R)'nde  daha yüksek puan aldığını gösterdi.Bu test bilişsel işleyişin bir bileşenidir ve nesnelerin uzayda nerede olduğu hakkında görsel bilgileri işleme ve yorumlama yeteneğimizi ifade eder. Bu, bilişsel işleyişin önemli bir yönüdür çünkü günlük yaşamın geniş bir yelpazedeki faaliyetlerinden sorumludur.

Katılımcılara 12 kelime sunulup ardından hatırlanması istenen  hatırlama testi (SRT)'nde gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmadı.

Yeni araştırma, günlük nar suyu tüketiminin fiziksel olarak sağlıklı yaşlı kişilerde belleği koruyabildiğini gösterdi. Temel olarak, nar suyu içen grup  belirli bir seviyeyi korudu, fakat  plasebo grubunda skorlar azaldı. Öğrenme puanındaki değişim yüzdesinde, nar suyu grubunda % 14'lük bir artışa karşılık, plasebo grubunda yaklaşık % 26'lık bir düşüş oldu.

Nar suyu hafızayı nasıl etkileyebilir? Merkezi sinir sistemi üzerinde doğrudan bir etkisi olabileceği veya bunun bağırsak mikrobiyomundan kaynaklanabileceği gibi birçok teori var. Nar suyu, anti-oksidan etkilere ek olarak, anti-enflamatuar ve anti-amiloid etkilere sahip olabilir.

Araştırmacılar bulguları, "sonuç olarak, neler olduğunu tam olarak bilmiyoruz, ancak açıklayabilecek bazı hipotezlerimiz var” diye yorumladı.

Yorum: Zayıf bir elektrik akımı ile yapılan beynin uyarılmasıyla  hafıza bozukluğunun düzeltilmesi ve yaşa bağlı hafıza kusurlarının giderilmesinde yapılacak genetik çalışmaların sonuçlarının alınması için zaman gerekiyor. Halbuki nar suyu içmek için hiç beklemeye gerek yok.

Kaynak

https://www.medscape.com/viewarticle/909871

Hafif  yoğunluklu egzersiz beyninizin genç kalmasına yardımcı olabilir

Boston Üniversitesi Tıp Fakültesinde yapılan çalışmada,fiziksel aktivitelerini ölçmek için bir cihaz kullanan, ortalama yaşı 53 olan 2300  kadın ve erkek hakkında veri toplandı.

Amerikalılar için 2018 Fiziksel Aktivite Kılavuzları, herhangi bir aktivitenin hiç yoktan daha iyi olduğunu ve haftada 150 dakikanın üzerinde bir aktivitenin en yüksek sağlık yararı sağladığını söylüyor.

Bu çalışmada tavsiye edilen haftalık yoğun aktivite seviyeleri üzerine, her saatte bir yapılan hafif egzersizin beyin yaşlanmasını yaklaşık bir yıl azalttığı saptanıyor. Çalışma, daha hafif yoğunluklu fiziksel aktivite yapanların, aynı zamanda beyin yapılarının da korunduğunu gösteriyor.

Beyninizi en iyi durumda tutmak için ne kadar egzersiz yapmanız gerektiği açık olmasa da, bu çalışma çıtanın düşünülenden daha düşük olduğunu gösteriyor. Orta derecede düşük yoğunluklu bir faaliyet bile bunu yapabilir.

Bulgular, günde 10.000 veya daha fazla adım atan kişilerin, 5.000 adımdan az olanlara göre daha büyük beyin hacimlerine sahip olduğunu gösterdi.

Araştırmacılar, aktif kişilerin kalp hastalığı, diyabet ve bazı kanserler de dahil olmak üzere çeşitli sağlık sorunları için daha düşük olasılıklara sahip olduğunu bildirdi. Sağlıklı bir yaşam tarzı, sağlıklı beyin yaşlanmasını da açıklayabilir.

Demans oranlarının artmasıyla artan halk sağlığı krizine yönelik etkili bir tedavi yok. Öyleyse, potansiyel fayda göstermiş olan yaşam tarzı müdahalelerine odaklanmak bu noktada hayati önem taşıyor.

Bu çalışma, sağlıklı yaşlanma için önemli olan orta veya şiddetli fiziksel aktiviteye karşı değil. Ancak hafif  yoğunluklu fiziksel aktivitenin, özellikle beyin için de önemli olabileceğini öne sürüyor.

ABD Alzheimer Derneğinden bir uzmana göre, "normal yaşlanma var, fakat  demans ve Alzheimer hastalığının normal yaşlanma olmadığını biliyoruz. İnsanlar ayağa  kalkmalı ve hareket etmeli. Asla çok erken veya çok geç değildir. Genel olarak sağlığınıza daha iyi bakmak, beyniniz için potansiyel faydalar sağlayabilir."

Sonuç olarak, artan miktarda fiziksel aktivite, hafif yoğunlukta olsa bile, ileri yaşlarda beyin yapılarını sağlam tutabilir.

Yorum: Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.

Kaynaklar

JAMA Network Open. 2019;2(4):e192745. doi:10.1001/jamanetworkopen.2019.2745 https://www.usnews.com/news/health-news/articles/2019-04-19/even-a-little-more-exercise-might-help-your-brain-stay-young

 
Bu yazı toplam 1011 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim