• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 19 °C
  • İzmir : 24 °C

"Kadınlarda Erkeklere Oranla 2 Kat Daha Fazla Görülüyor"

"Kadınlarda Erkeklere Oranla 2 Kat Daha Fazla Görülüyor"
Dermatoimmünoloji ve Alerji Derneği Başkanı, Prof. Dr. Nilgün Atakan,halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtikerin; bulaşıcı ve genetik bir hastalık olmadığını belirterek "Kadınlarda erkeklere oranla 2 kat daha fazla görülüyor" dedi.

1 Ekim Dünya Ürtiker Günü kapsamında “Ürtiker Hastalığı ve Tedavi Yöntemleri” hakkında bilgi vermek için İstanbul'da düzenlenen basın toplantısına; Dermatoimmünoloji ve Alerji Derneği Başkanı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilgün Atakan, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Başak Yalçın ile Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sibel Doğan Günaydın katıldı.

“Kadınlarda Daha Sık Görülüyor”

Prof. Dr. Nilgün Atakan ürtikerin, akut ve kronik olarak iki farklı klinik tipi bulunduğunu belirterek, şöyle dedi:

"Altı haftaya kadar devam eden ürtikere akut; 6 haftayı geçenlere kronik ürtiker adı veriliyor. Akut ürtiker çocuklarda daha sık görülüyor.Sıklıkla enfeksiyon, ilaç, gıda ve gıda katkı maddeleri sebebiyle gelişiyor.Kronik ürtiker 20-40 yaş arasında genç erişkinlerde ve özellikle kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülüyor. İnsanların yaklaşık beşte biri hayatının bir döneminde akut ürtiker atağı geçiriyor. Türkiye’de yaklaşık 900 bin kronik ürtiker hastası var."

Prof. Dr. Başak Yalçın  da konuşmasında kronik ürtikerin, kronik spontan ve kronik uyarılabilir olarak ikiye ayrıldığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:

"Kronik spontan ürtikerde, belirli bir tetikleyici olmaksızın belirtiler ortaya çıkarken, kronik uyarılabilir ürtikerde deriyi çizme, basınç uygulama, soğuk ya da sıcak teması, güneş ışınlarına maruz kalma ve egzersiz gibi çeşitli fiziksel uyaranlar hastalığı tetikliyor. Kronik spontan ürtikerde genellikle altta yatan bir neden bulunamıyor.Çeşitli ilaçlar, enfeksiyonlar, bazı hormon hastalıkları, stres ve besin katkı maddeleri gibi faktörler hastalığı ortaya çıkarabiliyor ya da alevlendirebiliyor. Bu faktörlerin tespit edilip müdahale edilmesi hastalığın yatışmasını kolaylaştırıyor.”

Kronik ürtiker tedavisinin uzun soluklu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Başak Yalçın, doğru tedavinin belirlenmesinin ve düzenli doktor kontrolünün çok önemli olduğunun altını çizdi.

“Ürtiker Hastaları Çaresiz Değil”

Özellikle kronik spontan ürtikerin hasta yaşam kalitesini belirgin şekilde olumsuz yönde etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Sibel Doğan Günaydın, hastalarda kaşıntı nedeniyle ortaya çıkan uyku düzensizliğinin yanı sıra, dikkat eksikliği, halsizlik, sosyal yaşam ve iş başarısında azalmayla birlikte anksiyete gelişebileceğini belirtti. Ürtiker hastalarının çaresiz olmadıklarını ifade ederek, “Ürtiker hastaları bilgi eksikliğinden doğan yanlış anlaşılmalardan dolayı iş yaşamlarında ve sosyal hayatlarında rahatsız edici bakışlara ve davranışlara maruz kalıyor. Hastalıkla ilgili önyargıları yıkarak hastalarda ve toplumda bilinirliği artırmak hastalıkla mücadelede önemli bir basamak. 1 Ekim Dünya Ürtiker Günü’nde farkındalığı artırmanın ve yeni nesil tedaviler konusunda hastaları bilgilendirmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim