• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 20 °C
  • İzmir : 23 °C

Serebral Palsi Hakkında Merak Edilenler

Serebral Palsi  Hakkında Merak Edilenler
Doktor Öğretim Üyesi Handan Doğan Serebral Palsi ile ilgili merak edilenleri anlattı

Doğum öncesinde, doğum sırasında veya doğum sonrası erken dönemde oluşan beyin lezyonlarında görülen Serebral Palsi ilerleyici bir hastalık değil. Doktor Öğretim Üyesi Handan Doğan, Türkiye’de her yıl altı bin bebeğe tanısı konulan serebral palsinin, gelişimini tamamlamamış beynin doğum öncesi, sırası veya sonrası dönemde hasar görmesiyle oluştuğunu belirterek,"Bebeklik ve çocukluk döneminde en sık rastlanan, buna karşın en az anlaşılan engellilik durumu ile karşı karşıyayız” dedi.

Dr. Doğan, şöyle devam etti:

 “Anne-baba arasındaki kan uyuşmazlığı, prematüre doğum, düşük kilolu doğum, annenin hamilelik sırasında geçirmiş olduğu hastalıklar, gebelikte veya doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması serebral palsiye neden olabilir. Geç doğum, güç doğum, kötü şartlar altındaki doğum da nedenler arasında. Çünkü bebek beyninin oksijene ihtiyacı var. Zor doğumlarda bebek oksijensiz kalabiliyor ve üç dakikadan sonra beyinde hasar başlıyor. Annenin madde bağımlılığı, karın bölgesine aldığı darbeler, bebeklerin düşmesi, çarpması ya da beyni etkileyen hastalıklar geçirmeleri de bilinen nedenler arasında yer alır”

Dr. Doğan, serebral palsinin en az dört çeşidinin görüldüğünü belirterek, yaklaşık yüzde 70-80 oranıyla en sık rastlanılan tip olan “spastik” vakalarda, beyinde hasar gören bölgeye göre vücudun farklı kısımlarının etkilendiğini dile getirdi. Dr. Doğan, dengesiz, koordinasyonu bozuk ve titrek hareketler görülen veya dönme, bükülme, kasılma şeklinde istemsiz hareketler yapan serebral palsi tipleri de olduğunu sözlerine ekledi.

Geçmişte hem yeni doğan biliminin henüz gelişmemiş olması hem de ebeveynlerin bebekleri doğru bir şekilde izlememesi nedeniyle, serebral palsili çocukların erken dönemde saptanmasının güç olduğunu söyleyen Dr. Doğan, anne-babaların özellikle hamilelik ve güç doğumların ardından bebeklerini iyi izlemesini önerdi.

Bir buçuk yaşında yürümediyse, iki yaşında konuşmadıysa…

Bebeğin bir yaşından önce sadece sağ ya da sol eli kullanmak gibi el tercihinde bulunması, 12-18 aylık olmasına rağmen hâlâ yürüyememesi, 24 aylık olmasına rağmen basit cümlelerle konuşamaması gibi belirtiler söz konusu ise en kısa sürede çocuk nöroloğuna başvurulması gerektiğine işaret eden Dr. Doğan, ebeveynlerin dikkat etmesi gereken diğer belirtileri şöyle sıraladı:

Oturma, dönme, yürümenin gecikmesi gibi motor gelişim aşamaları,

Oturmuş ya da yüzükoyun uzanmış pozisyondayken kafasını kaldırmakta zorlanma,

Bebeğin bir kolunu ya da bacağını diğerine göre farklı pozisyonda tutması gibi duruş bozuklukları,

Vücudunun bir yanını kullanma eğilimi,

Kasların fazla gergin ya da gevşek olması,

Kas kontrolünün zayıf olması,

Beslenme ve yutma güçlüğü,

Normalin dışında refleks hareketlerinin görülmesi.

Serebral palsinin ilerleyici bir hastalık olmadığına, ancak ömür boyu sürdüğüne dikkat çeken Dr. Doğan, “Hedef; çocuğun toplumsal hayata katılımını sağlamak için desteklenmesini, toplumun değer, saygı gören bir bireyi haline gelmesini sağlamaktır” dedi.

Sokaklarda eskiden çocukların bile birbirlerine “Spastik misin?” dediklerini, farkındalık arttıkça bu tip alışkanlıkların yok olduğunu anlatan Dr. Doğan, serebral palsililerin yüzde 50’sinde zihinsel sorun olduğunu, bir kısmında hiçbir şekilde zekâ sorunu bulunmadığına hatta üst düzey zekâ gelişimi olduğuna dikkat çekti. Dr. Doğan şöyle devam etti:

“Bazı çocuklar yüz hareketlerini kontrol edemedikleri için zihinsel geriliği varmış gibi görünebiliyorlar. Sosyal ve duygusal durumları da etkileniyor. Arkadaş edinimleri zor oluyor. Sosyal hayata katılmak güçleşiyor. Okul öncesi eğitime zor kabul ediliyorlar. Çünkü öğretmen diğer öğrencilerle bütünleştirmekte zorluk çekebiliyor. Okullarda özel eğitim öğretmeni olmadığı için güçlük yaşanıyor. Ancak desteklendiğinde çok başarılı serebral palsili çocuklar var. Eğitimlerini tamamlayanlar, üniversiteyi başarı ile bitirenler, meslek sahibi olanlar var”

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
İlgili Haberler
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim