• BIST 98.415
  • Altın 277,449
  • Dolar 5,7824
  • Euro 6,4409
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 20 °C
  • İzmir : 23 °C

“UZAT ELİNİ ONLAR DA YAŞASIN”

“UZAT ELİNİ ONLAR DA YAŞASIN”
TVHB Başkanı Ali Eroğlu"15 Ekim 1978 tarihinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne göre; yaşayan bütün canlılar doğal haklara sahiptir. Sinir sistemi olan her hayvanın kendine özgü hakları vardır" dedi.

Hayvanların haklarını koruyan bir yasaya ihtiyacımız olduğunu söyleyen Eroğlu, şöyle devam etti:

"Yeryüzünde 7 milyar insan yaşıyor. 2050 yılında ise bu rakamın 10 milyara yaklaşacağı öngörülüyor. İnsanlar çoğalıyor ama bizim dışımızdaki canlı türleri için durum, bunun tam tersi. Hızla artan nüfus, yapılaşma, doğal alanların tahribatı, yasa dışı avcılık, ve ticaret, yaban hayatın dengesini bozuyor ve yaban hayatın canlıları bir yok oluşa doğru sürükleniyor. Özetle, biz çoğalırken dünyamızı paylaştığımız diğer canlıların sayısı hızla azalıyor.

Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF)’ nın yaşayan Gezegen Endeksine göre 2500 tür incelenmiş, 1970’den beri biyolojik çeşitliliğin %28 azaldığını görülmüştür. Açık denizlerde kilometreler kat eden ve ülkemizde de yuvalama kumsalları bulunan deniz kaplumbağalarının  (Caretta Caretta)  popülasyonu %20 azalmıştır.

Gezegenimize ve barındırdığı çeşitliliğe dair henüz keşfedilmemiş pek çok tür var. Ancak açık olan bir şey var: mevcut değerlerimizi hızla kaybediyoruz. Bu nedenle 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü sadece gözümüzün gördüğü hayvanları değil, yeryüzünde var olan tüm hayvanların da yaşam hakkına sahip olduklarını hatırlamamız açısından çok önemlidir..

Bu gün ülkemizde; Bu hayvanlardan Vaşak, Leopar, Hazar Kaplanı, Çita, Yaban Kedisi, Akdeniz Fok, Asya Yaban Eşeği, Afrika Eşeği, Yabani At, Kızıl Geyik, Alageyik, Çengelboynuzlu Dağ Keçisi, Dağ Koyunu, Dağ Keçisi, Ceylan, Kunduz, Su Maymunu, Oklu Kirpi, Sırtlan, Karakulak, Boz Ayı, Yılan Kartalı, Sakallı Akbaba, Kızıl Akbaba, Kara Akbaba, Dik Kuyruk gibi gibi daha bir çok hayvanın nesli tükenmiş ya da tehlike altındadır.

Tabiatın canlı varlıkları olan insanlar, hayvanlar ve bitkiler, aynı nefesten alır, hayatlarını devam ettirmek için birbirlerine bağlıdır ve birbirlerine muhtaçtır. Dünyadaki yaşam alanları sadece insanlara ait değildir. Doğal çevrimin devamlılığı ve tabiatın dengesini oluşturmada tüm hayvanların olumlu etkileri vardır. İnsansız bir dünya düşünemediğimiz gibi, hayvanları olmayan bir dünya da düşünemeyiz.

Bilindiği gibi ülkemizde 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu adı altında bir düzenleme bulunmaktadır. Bu kanunun amacı; Hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.

2004 yılında uygulamaya konulan 5199 sayılı yasa hayvan hakları ve onların refahını düzenlemek ve sağlamak adına oluşturulmuş bir yasa olsa da, yetersizdir ve daha geliştirilmiş ve gerçekten hayvanların haklarını koruyan bir yasaya ihtiyacımız olduğu aşikardır.

Ülkemizde sahipsiz sokak hayvanları dâhil her türlü yabani hayvan ve deniz hayvanı Türkiye Cumhuriyeti Medeni Hukuku gereğince Eşya Kanunu kapsamında değerlendirilmektedir. Hâl böyle olunca hayvanlara yönelik yapılan her türlü suç, kanun yetersizliğinden neredeyse cezasız denilebilecek bir şekilde sonuçlanmaktadır.

Ülkemizde bir hayvana kötü muamelede bulunmak, en temel hakkı olan yaşam hakkını elinden almak 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendiriliyor ve maalesef 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu, Kabahatler Kanununu kapsadığından ortaya bir kısır döngü çıkıyor. Bu durumda Hayvanları Koruma Kanunu hükmünü yitiriyor. Buna göre bir hayvana eziyet ederek canına kasteden kişi hapis cezasıyla yargılanamıyor.

Yeni düzenleme yapılmalı;

Hayvanları Koruma politikalarını sistematiği olmalıdır. Gelişmiş toplumlarda hayvan hakları, kanunlar çerçevesinde düzenlenerek sıkı bir şekilde uygulanmaktadır. Bunu için stratejik bir planın en kısa zamanda hazırlanması, kaynakların bir plan dahilinde doğru yerde kullanılması gerekir. Çok başlılığı engellemek için Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde Veteriner Otoritesi ya da Veteriner işleri Genel Müdürlüğü Kurulmalı ve bunun altında Hayvan Refahı Daire Başkanlığı şeklinde sorumlu bir birim oluşturulmalıdır.

Büyükşehir statüsündeki illerdeki Belediyelerde Veteriner İşleri Daire Başkanlığı diğer il ve ilçelerde ise Veteriner İşleri Müdürlükleri oluşturularak buralarda yeterli Veteriner Hekim ve yardımcı personel istihdamı sağlanmalıdır.

İlköğretim öğrencilerine yönelik olarak hayvan sevgisini aşılayan dersler konulmalıdır. Vatandaşlarımız hayvan satış yerlerinden hayvan satın almak yerine, ücretsiz olarak barınaklardaki kedi-köpekleri sahiplenmelidirler. İthal kedi köpek yerine ülkemiz ırklarını ve hayvanlarını sahiplenmeleri daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Hayvan sahiplenme ehliyeti olmayan insanların, hayvan sahiplenmesi engellenmelidir. Kedi ve köpekler veteriner hekimler tarafından, mikroçip uygulaması ile kimliklendirilip kayıt altına alınmalıdır. Sokak hayvanı rehabilitasyonu yapan merkezleri günün şartlarına ve ihtiyaca uygun donanım, personel ve fiziki şartlara kavuşturulmalıdır.

Yaşam alanlarının, ormanların tahrip edilmesi ile yaban hayatının yok oluşa sürüklenmesi engellenmelidir. Bilinçsiz avlanma ile kürkü ve postu için yapılan  avlanma cinayetine engel olacak yasal tedbirler alınmalıdır.  "

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim